AH ŞU DEPRESYON!..

By: | Tags: | Comments: 0 | November 17th, 2015

Depresyon konusu, yazarken de okurken de insanın kendisinden çok şeyler bulduðu bir konu olması sebebiyle yazmak istemediðim ama ne yazayım diye düşünürken kendimi yazarken bulduðum bir konudur.

Depresyon, 15 yıllık çalışma hayatımda, bu güne kadar bana terapiye gelen kişiler ile en fazla çalıştıðım konulardan biri.

Beni yazmaya zorlayan sebeplerden bir başkası da toplumumuzda her beş kişiden birinin depresyon hastası olduðu gerçeði.

Depresyonda olup olmadıðınıza karar vermek için önce depresyonu tanımlamak gerekir.

Depresyon hassas yapıdaki insanların öfkelerini içe döndürerek bunalıma girmeleridir. Buna genel çökkünlük hali de diyebiliriz. Depresyonun ortaya çıkma sebebi, genetik veya durumsal sebeplere dayanmaktadır.

Depresyonun sebebi genetik ise, aile incelendiðinde benzer depresyonik özelliklere sahip başka aile bireylerinin de olduðunu görülür ve hastalıðın en yüksek düzeyde görüldüðü yaş 30’lu yaşlardır.

Tedavide kendi kendine telkin, çevre desteði, ve psikoterapi kullanılır. Fakat bunlar tek başına yeterli olmaz. ılaç tedavisini de tedavi planına eklemek genellikle gerekir.

Depresyonun kaynaðı durumsal ise, belirtiler genellikle yaşanılan acı bir olayın arkasından ortaya çıkar. (Sevilen birinin kaybı, boşanma vb.)

Kendi kendine telkin, çevrenin desteði ve psikoterapi tedavi için genelikle yeterli olur.

Terapilerin etkisiyle kişi depresyona girmeden önceki halinden daha güçlü olur ve hastalık halinden tamamen kurtulabilir. Psikoterapinin minimum haftada bir kez ve 10 seans yapılması yeterlidir.

Depresyonu olan herkeste bu belirtiler tümüyle ya da aynı şiddette olmayabilir. Eðer bir kişide aşaðıda sıraladıðım belirtilerden birkaçı varsa, kişi kendi çabasıyla bu durumdan çıkamıyorsa ve belirtiler iki haftadan daha uzun bir süredir devam ediyorsa, kisinin doktoruna başvurması gerekir.

Tedavi olmayan ya da yetersiz tedavi alan hastaların büyük kısmında intihar girişimi veya düşüncesine raslanmaktadır. Bu sebeple depresyon üzerinde fazlaca durulması gereken önemli hastalıklardan biridir.

Depresyon belirtilerini ilk saptayanlar kişinin yakınlarıdır. Eðer yakınlarınız aşaðıda yazılan belirtilerden bazılarını sizde gördüklerinden sıkça bahsediyorlarsa, sözgelimi uzgün göründüðünüzü , karar vermekte zorlandıðınızı, belleðinizin zayıfladıðı gibi durumunuzdan bahsediyorlarsa depresyon hastası adayı olabilirsiniz.

Depresyonun umut verici yanı, tedavi edilebilir olmasıdır. Fakat talihsiz yönü , depresyonda olan kişilerin çoðunun tıbbi yardım almayı düşünememeleri ve bunun sonucunda da büyük acılar çekmeleridir.

Depresyonun Belirtileri

• Sık aðlama nöbetleri
• ıç sıkıntısı
• Sabah bunaltıları
• Yemek isteðinde azalma ve buna baðlı zayıflama
• Aşırı yeme ve hızlı kilo artışı
• Enerjide azalma
• Güçsüzlük, halsizlik, çabuk yorulma
• Uyku bozukluðu (uykuya dalmada güçlük, uykuların sık sık bölünmesi, erken uyanma ,aşırı uyuma)
• Sindirimde yavaşlama, kabızlık
• Cinsel isteksizlik, zevk alamama
• Kişinin öz bakımında ertelemeler (duş yapmamak vb.)
• Durgun, sıkıntılı ve tedirgin görünme
• Yavaş konuşma
• Çabuk öfkelenme
• Çevresindekilerden nefret etme
• Genel isteksizlik hali (eskiden zevk aldıðı alışkanlıklardan zevk alamama)
• Unutkanlık (randevuları kaçırma)
• Kişinin kendini ve çevresini deðişik algılaması
• Geleceði karanlık ve umutsuz görmek
• Geçmişin pişmanlıklarla ve acı veren olaylarla dolu olmasi
• Çaresizlik
• Kendini suçlama eðilimi (bütün yanlış giden olaylardan kendini sorumlu tutma)
• Konsantrasyon yeteneðinde azalma (konuşulanlara,okunan şeylere,izlenilen tv programlarına dikkatini verememe, söylenilenlerin bir kulaktan girip diðerinden çıkması gibi) kararsızlık hali.